BÖLÜM-4 BLAIRE

Kaybolmayan bir yüzük, karşısında bir anda beliren bir kadın ve şarkısına eşlik eden deniz… Dire son yaşadığı bu olayları kaldıramıyordu. Kafayı yediğini düşünmeye başlamıştı. Çünkü büyük dedesinin anlattığı hikayeler nedeniyle insanlar ona deli gözüyle bakmışlardı. O nedenle Dire insalara bu yaşadıklarını anlatmaya çekiniyordu, ya insanlarda ona deli derlerse düşüncesi onu korkutuyordu. Zaten toplum içindeki varoluşu pamuk ipliğine bağlıydı. Bugüne kadar kendini çevresindekilere kanıtlayamamıştı. Arkadaşları ile arası pek iyi değildi, ailesi ile ise hiç değildi. Peki bu anlatmak için çıldırdığı ama anlatamadığı şeyleri ne yapmalıydı.

Dire bir süre düşündü ve güvenebileceği kimseyi bulamadı. Ama birilerine anlatmalıydı hemde bir an önce. Sonra aklına bir fikir geldi, yaşadığı köyün ücra bir köşesinde yaşayan bir genç vardı. Bu genç dilsizdi, bir rivayete göre yıllar önce canavarlar tarafından kaçırılmış ve bu sırada korkudan konuşma yeteneğini kaybetmişti. Dire onu kendisine daha yakın hissetti ve vakit kaybetmeden yanına gitti. Daha önce birkaç defa pazar yerinde karşılaşmışlardı ve adamın ne tepki vereceğini bilemiyordu.

Adamın ismi Blaire idi. O da Dire gibi kötü bir çocukluk geçirmiş, kaçırılma olayından sonra ailesi tarafından terk edilmiş ve yıllarca kendi kendine geçinmek zorunda kalan bir adamdı. Blaire de Dire gibi geçimini çocukluğundan beri
balıkçılıkla sağlıyordu. Uzun süreli açılıyor rızkını denizde arıyordu. Ama bilirsiniz denize açılanların birçok hikayesi olur, Blaire’nin de böyle hikayeleri vardı elbette fakat dilsiz olduğu için insanlara anlatamıyordu o da bunu bir kitap haline getirmeye karar vermişti, kendince en mantıklısı bu idi.

Dire heyecanla Blaire’nin karşısına çıktı, daha kendisini tanıtmadan yaşadıklarını anlatmaya başladı. Blaire sanki içten içe bu günün geleceğini biliyordu, o da heyecanla Dire’yi dinliyordu ama suratında sanki dinlemiyormuş gibi bir ifade vardı. Dire olayları anlatırken Blaire’nin gözleri parlamaya başlamıştı. Çünkü küçükken karşılaştığı
ve belkide hayatını değiştiren o kadından bahsediyordu, gözlerinden bir parça yaş süzüldü.


Dire farkında bile değildi. Heyecanla anlatmaya devam etti, bittikten sonra yorum yapmasını bekliyordu. Sonra arkasını döndü ve “ben ne kadar aptalım bir dilsizden konuşmasını bekliyorum” diyerek kendine kızdı. Sonra Blaire’ye dönerek “dinlediğin için teşekkür ederim” dedi.

Tam kapıdan çıkarken Blaire ayaklandı ve Dire’nin kolunu tuttu. O tutuş sanki küçük bir çocuğun umutlarını hayallerini, yaşanmışlıklarını barındırıyordu. Blaire adeta Caravaggio’nun ‘Şüpheci Thomas’ tablosundaki gibi bir bakışla Dire’ye evet sonunda kader bizi bir araya getirdi dedi. Ve Dire’ye masanın üstünde duran kitabı işaret etti.

hasimoto

hasimoto

Mutlu aşk yoktur şiirini bilir misin?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir