Modern Klasikler Serisinden 10 Öneri

Selamlar Listeki okuyucuları!

Bu yazımızda sizlere birbirinden değerli 10 farklı kitap tavsiyesinde bulunacağım. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılan ve çok sevilen bu seri son zamanlarda yapılmış en iyi baskı serilerinden bir tanesi. Okuyucu ile klasik kitapları buluştururken dikkat çekici kapakları ile daha da beğenilmiştir. Bazı kitaplar inanımaz baskı sayılarına ulaşsa da bazılarını bulmak çok güç. Daha önce yazımızda sizler için çevrimiçi platformlardan “e-book” olarak nasıl erişebileceğinizi ve indirebileceğinizi belirtmiştim. Yine farklı kitap tavsiyelerinde bulunmuştum.

Bu sefer sadece Modern Klasikler adlı serisinden farklı yazarlara ait kitapları önermeye çalışacağım. Yazımızda kitap özeti,benim yorumum aynı zamanda internetten farklı okuyucu/eleştirmenlerin değerlendirmelerini de aktarıcağım. Aynı zamanda bu kitapların kapak resimlerini kendimde olanlardan çekmek istedim. Umarım seveceğiniz bir liste olur. Şimdiden iyi okumalar Listeki!

1)Geçmişe Yolculuk – Stefan ZWEIG

Özet

Zweig’ın 1920’li yıllarda yazdığı tahmin edilen bu novellanın el yazması ölümünden sonra oldukça geç bir tarihte, 1970’lerde gün ışığına çıkarıldı. Ve aşkın sınır tanımazlığı üzerine yazılmış en yoğun, en etkileyici metinler arasında yerini aldı.Geçmişe Yolculuk, zamana, mekâna ve değişen koşullara direnen yasak ve tutkulu bir aşkın hikâyesidir. Bu çılgın aşk önce okyanusun ve daha sonra da Birinci Dünya Savaşı’nın araya girmesiyle dokuz yıllık bir kesintiye uğrar. Yıllar sonra yeniden buluşan iki sevgilinin hayatları büyük bir değişime uğramıştır. Önlerinde uzanan belirsiz geleceğe, geçmişin sürekli aralarına giren gölgesine rağmen, aşk doludizgin sürmektedir…


Kitap Yorumu

Hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Aynen öyle bu kitabı en iyi anlatan cümle budur. Tek soluklu bir hikaye. Kısa sürede bitireceğiniz harika bir eser. Daha önce Zweig okuyanların da tahmin edebileceği olayı karakterlerin psikolojik hallerini muazzam şekilde derlediği bir eser. Uygun fiyatı kısa sayfalarıyla işten/okuldan eve dönerken tek solukta bitirilebilecek bir kitap.

2)Bir Kuzey Macerası – Jack LONDON

Özet

Jack London’ın 1900 yılında yayımladığı Kurdun Oğlu adlı derlemenin içinde yer alan Bir Kuzey Macerası, Homeros’un Odysseia destanını andıran, zorlu engellerle dolu, çetin ve “dönüştürücü” bir yolculuğun hikâyesidir. Aleut adalarındaki Akatan’da yaşayan kabile reisi Naass, evlendiği gün karısı Unga’yı denizden çıkıp gelen sarı saçlı beyaz bir adama kaptırır. İki metreyi aşan boyuyla bir devi andıran, “tanrıların dünyanın ilk dönemlerindeki erkekleri örnek alarak kalıba döktükleri” bu adam, Unga’yı sırtına vurduğu gibi gemisine atlayıp oradan uzaklaşmıştır.
Naass intikamını almak üzere azılı düşmanının peşinden yollara düşer. Dünyayı dolaşıp bilgi ve görgüsünü artıracağı, macera dolu yıllar beklemektedir onu…

Kitap Yorumu

Hayatım boyunca en etkilendiğim yazar kesinlikle Jack London’dur. Benim hayat felsefemi,hobilerimi,görüşlerimi bu kadar yansıtan ya da etkilendiğim birisi olamaz herhalde. Bu ustadan çıkmış olan eser. 1900 yılına dayanmaktadır. 120 sene dile kolay. Maceradan maceraya koşarken anlatım tarzı beni hep etkilemiştir. Tüm eserlerini okumuş birisi olarak daha önereceğim onlarca kitap vardır. Bu kitabı fiyatı ve sayfa sayısı sebebiyle seçtim.

Oldukça kısa bir hikaye, yine kısa bir yolculukta bir kahve arasında bitirme imkanı sunuyor. Böylece bir sonraki kitabımız hızlıca geçip okuma alışkanlığı kazanmak açısından en iyi yol. Özellikle ben de bir yazılım geliştirici olarak çok fazla vakit ayıramıyorum. Üniversite hayatımda bu okul ev oyunlar ödevler arkadaşlarla yapılan etkinlikler arasına kitap okumayı nasıl sıkıştırırım derken kendi yöntemim olan sadece toplu taşıma ile çözdüm. Toplu taşıma ile nereye gidersem gideyim çantamdan kitabımı çıkarır ve okurum. Ayakta ya da otururken fark etmez. Sabahları odaklanamasam da dönüş yollarında mutlaka okurum. Böylece güzel bir alışkanlık kazanıp o aradaki zamanı da değerlendirmiş oldum.

3)Altıncı Koğuş – Anton ÇEHOV

Özet

Çehov bir taşra kasabasındaki akıl hastanesinde geçen bu novellasında, eğitimli bir hasta olan İvan Dmitriç ile Doktor Andrey Yefimıç arasındaki felsefi çatışmaya odaklanır. İvan Dmitriç maruz kaldıkları adaletsizliğe, içinde yaşamaya zorlandıkları berbat koşullara karşı çıkarken, Andrey Yefimıç bunları görmezden gelmekte ısrar eder ve durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Doktor sonunda içine düştüğü “felsefi” yanılgının farkına vardığında ise artık iş işten geçmiştir. Altıncı Koğuş, Rusya’nın ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden elit Rus aydınının “deliliği”nin simgesidir adeta.
Altıncı Koğuş, Russkaya Mısl dergisinin 1892 kasım sayısında yayımlandığında büyük ilgi görmüştü. Hatta Lenin’in de yapıtı okuduktan sonra dehşete kapıldığı, “Kendimi Alıncı Koğuş’a kapatılmış gibi hissettim” dediği rivayet edilir.
ANTON PAVLOVİÇ ÇEHOV (1860-1904): Büyük Rus tiyatro yazarı ve modern öykünün en önemli ustalarından olan Çehov, Rus Gerçekçilik okulunun önde gelen temsilcisidir. Taganrog’da dünyaya geldi.

Lisede Yunan ve Latin klasiklerini temel alan bir eğitim gördü. 1879’da Moskova’ya giderek tıp fakültesine yazıldı ve 1884’te doktor oldu. Alacakaranlıkta adlı öykü kitabıyla 1887’de Rus Akademisi tarafından verilen Puşkin Ödülü’nü kazandı. Yaklaşık bin sözcükten oluşan komik kısa öykü türünü başlı başına bir sanat haline getirdi. Ancak 1888’de yayımlanan Bozkır adlı yapıtıyla komik öykülere sırt çevirmiş oldu. Önemli oyunları arasında Ayı (1888), Evlenme Teklifi (1889), Martı (1896), Vanya Dayı (1899), Üç Kız Kardeş (1900) ve Vişne Bahçesi (1903) sayılabilir.

Kitap Yorumu

Yine kısa ve fiyat açısından listemizde yer alan fakat inanılmaz popüler olan bu kitabı ben otobüs yolculuğunda ayakta sıkıştırılmışken bitirdiğimi anımsıyorum. Tek solukta bitirilebilecek bir kitap.Ruhsal açıdan sağlıklıyken olaylar ve koşullarla süreç içinde kendini akıl hastanesinde bulan birinin yaşamını anlatıyor. Bu süreç toplumun etiketlemeleri, ön yargıları, yaşamın amacı gibi kavramları içeriyor ve Çehov’un ruhsal tahlilleri de öyküyü zenginleştiriyor. Hatta Lenin’in bu kitabı okuduğu ve “Kendimi Altıncı Koğuş’a kapatılmış gibi hissettim.” dediği belirtiliyor.

4)Doktor Ox’un Deneyi – Jules VERNE

Özet

Hikâyemiz, Flandre’da, hayali Quiquendone kentinde geçer. Kentin sakin, ölçülü, tutumlu ve ağırkanlı insanları yüzyıllardır hiçbir konuda aşırılığa kaçmadan, herhangi bir duygu belirtisi göstermeden, uyum
içinde son derece durağan bir yaşam sürmektedir. Yöneticileri bile yaşamları boyunca inisiyatif kullanmadan, hiçbir önemli karar almadan bu dünyadan göçüp gitmektedir. Ancak Doktor Ox’un sözde kenti aydınlatma projesiyle gelişi Quiquendone’da bir şeyleri değiştirecektir.
Doktorun gizli bir gündemi vardır ve bunun için kent halkını kobay olarak kullanmaktan
çekinmeyecektir. Zira bilim vicdansız kişilerin elinde tehlikeli olabilir. Jules Verne ince ironisinin her satırına sindiği bu eğlenceli novellada, dünyadan kopuk yaşayan, ortaçağla bağlarını koparmamış küçük bir kentin Flaman sakinlerinin çoktan miadını doldurmuş yaşam biçimlerini hicveder. Hikâye Alman asıllı Fransız besteci Jacques Offenbach’ın Doktor Ox adlı operasına da konu olmuş,
librettonun yazımına bizzat Verne de katkıda bulunmuştur.

Kitap Yorumu

Jules Verne denince aklıma 80 Günde Devri Alem geliyor. Gerek film olarak karşımıza çıkması gerek küçüklüğümüzden beri bize okutulan kitaplardan bir tanesi olması. Bilim kurgu yazılarından bir tanesini de biz önerelim istedik. Farklı bir tarz,fazla yabancı kelime içeriği sizi sıkabilir fakat ilerledikçe açılıyor diyebilirim…

5)Hucklebeery Fınn’ın Maceraları-Mark TWAIN

Özet

Büyük Amerikan romanları arasında yerini alan Huckleberry Finn’in Maceraları, Mark Twain’in de en iyi yapıtı olarak kabul edilir. Eğitimsiz, batıl inançlara sahip, ama iyi kalpli bir çocuk olan Huck, işsiz güçsüz ve ayyaş babasından kaçar. Kendisi gibi kaçak olan siyahi köle Jim’le birlikte Mississippi Nehri boyunca macera dolu bir yolculuk yaparlar. Twain, nehrin iki yakasında yaşayan her sınıftan insanı sergileyen eşsiz portreler sunarken, yer yer komik ve ironik bir üslup tutturur.

Romanın başlıca teması kölelikle özgürlük arasındaki çatışmadır. Jim özgürlüğüne kavuşmayı hedefler. Gaddar babasından ve kendisini evine kabul ederek, düşünce ve davranışlarını zapturapt altına almaya çalışan Bayan Douglas’tan kurtulmaya çalışan Huck da aslında bir nevi tutsaklıkla mücadele etmektedir. Jim’le ilişkisinde, 19. yüzyılın düşünce iklimiyle ve toplumun kabul görmüş değerleriyle ahlaki bir çatışma içinde bulunan Huck, sonunda önyargılardan kurtulup, onunla sevgi dolu bir dostluk ilişkisi kuracaktır.

Kitap Yorumu

Küçükken okuduğumuz kitapları tekrar okumak kesinlikle duygulandırıyor. Anımsadığımız hikayelerin daha da gelişmiş versiyonları demek yanlış olmaz herhalde… Ah tom ah dedirten içinizi ısıtacak keşke devamı da olsa dedirten bir kitap. Bu sefer kitabımız sayfa olarak daha uzun kısa öyküler dışında bir roman okumak isteyenler için harika olacaktır.

6)Otomatik Portakal – Anthony BURGESS

Özet

Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…” Karabasan gibi bir gelecek atmosferi… Geceleyin sokakları terörize eden, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler ve bu hikâyenin anti-kahramanı Alex… Yayımlandığı günden bu yana “kült roman” özelliğini kaybetmeyen Otomatik Portakal’ın 15 yaşındaki kahramanı, “iyi ya da kötü nedir?”, “İnsan özgür iradesiyle kaderini seçebilir mi?” gibi soruların yanıtlarını kurcalarken, şiddet dolu sahnelere Beethoven’ın, Mozart’ın müziği eşlik ediyor; Alex ve “çete kardeşleri” Pete, Georgie ve Aptalof, yarattıkları yepyeni dilin kelimelerini okurun zihnine kazıyorlar. Ünlü yönetmen Stanley Kubrick tarafından 1971’de filme de çekilen Otomatik Portakal tüm zamanların en sarsıcı romanlarından. “Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. ‘Uqueer as as clockwork orange’. Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya’da ‘canlı’ anlamına gelen ‘orang’ sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve kokusu hoş bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm.” Anthony Burgess

Kitap Yorumu

Aramızda okumamış olanlar varsa başyapıt olarak nitelendirebileceğim bu kitabı bir an önce okumalı. Daha önce nasıl okumadım dedirtecek sizlere. Bazen iç karartıcı bazen mide bulandırıcı ama kesinlikle çok etkileyici bir kitap. Kitap hakkında hikayem şu şekilde; okuduktan sonra klasik müzik takıntım oluştu. Daha önce nasıl ezberleyememişim dedirtti. İzlediğimiz filmler,çizgi filmler hepsi bu klasikler olarak topluca nitelendireceğim müziklerine sahipler. O zamandan beri plak ve pikap tutkumu klasik müziklerle donattım. Tek solukta bitirilebilecek hep merakla diğer sayfaya geçirecek bir kitap.

7)Patlayan Kuyrukluyıldızlar-Ekspresyonist Öyküler

Özet

Ekspresyonizm Almanya’da Birinci Dünya Savaşı öncesinde gelişmiş, sanat dallarının hepsinde etkili olmuştu. Edebiyat akımı olarak 1909 civarında Berlin’de başladı ve ardında izi 1920’lere dek sürülebilecek bir miras bıraktı. Ele avuca sığmayan, tarife gelmeyen ekspresyonizm naif bir esrikliğin, sinik bir kuşkuculuğun, Nietzsche’ci bir bireyciliğin ve sosyalist kardeşliğin idealizminin yanı sıra kent yaşamının dehşetini, uygarlığın çöküşüne ilişkin kıyamet öngörülerini, ilkel içgüdülerin yüceltilmesini ve liberalizm karşıtı bir nihilizmi de barındırıyordu içinde. Ordu, okul, ataerkil aile ve imparatorluk gibi kurumların yerleşik otoritesine karşı çıkan Alman ekspresyonistler yoksulların, ezilmişlerin, akıl hastalarının, toplum dışına itilmişlerin yanında yer almışlardı.  Ekspresyonistler doğanın ve toplumun nesnel bir bakış açısıyla ele alınmasına karşı çıkıyor, içsel gerçeğin yansıtılmasını savunuyorlardı. Yeni bir düzenin ve toplumsal geleneğin zincirinden kurtulmuş, dünyaya sınırsız bir öznellikle bakan yeni bir insanın yaratılmasında öncülük yapma gibi yüce bir görev biçmişlerdi kendilerine. Bu yeni insan yeni bir dile ihtiyaç duyuyordu. Mesajlarını iletmek için anlatım olanaklarının sınırlarını zorlayan, klişelerden arınmış yeni bir dil oluşturmuşlardı. Bu küçük seçkide Franz Held, Oskar Panizza ve Paul Scheerbart gibi öncü ekspresyonistlerden Gustav Meyrink, Franz Kafka ve Robert Musil gibi tanınmış yazarlara uzanan bir yelpazede ekspresyonist edebiyatın tadımlık örneklerini bulacaksınız.

Kitap Yorumu

Kitap okumanın bir avantajı da bilmediğimiz akımlardan bahsedince, onu araştırma yoluna gitmemiz ve böylece farklı bir bakış açısı keşfetmemize yol açması. Ekspresyonizm! Birbirinden ilginç öyküleri farklı bir akımı keşfetmek bu kadar uygun ve kısa. Uygun fiyatı ve güzel içeriği ile sizlere önerimizdir…

8)Dönüşüm-Franz KAFKA

Özet

İlk kez 1915’te “Die Weissen Blaetter” adlı aylık dergide yayımlanan Dönüşüm, Kafka’nın en uzun ve en tanınmış öyküsüdür ve yayımlanmasının üzerinden nerdeyse bir asır geçmesine rağmen hâlâ tüm dünyada en çok okunan kitaplar arasındadır.
17 Ekim 1912’de Felice Bauer’e gönderdiği mektupta Kafka Amerika romanı üzerinde çalıştığını, ilerleyemediğini görünce sıkıldığını ve yataktan kalkamaz hale geldiğini, bu nedenle bir öykü yazarak ara vermek istediğini yazar. Dönüşüm işte böyle ortaya çıkar.

Kumaş pazarlamacısı olan Gregor Samsa’nın uykusundan kocaman bir böceğe dönüşerek uyanmasıyla başlayan Dönüşüm, giderek gerçeklikle kurmacanın sınırlarını zorlayan müthiş bir anlatıma dönüşür.

Kitap Yorumu

En çok okunan Kafka kitaplarından bir tanesi. Bir festivalde ücretsiz şekilde dağıtılıp elime geçmişti. Uzanıp çadırımda soluksuz okuyup daha önce nasıl okumam dedirten bir kitap olmuştu. Yine kısa zamanda bitirebileceğiniz. Oldukça uygun fiyatlı bir kitap.

9)Adem’den Önce – Jack LONDON

Özet

Âdem’den Önce rüyalarında tarihöncesi bir çağda yaşayan alter ego’su Kocadiş’in başından geçenleri gören modern bir Amerikalı çocuğun öyküsüdür. O çağda üç ayrı tür insansı bulunmaktadır: Henüz ağaçtan inmemiş, vahşi maymunlara daha yakın Ağaç İnsanları; Kocadiş’in “Halk” olarak adlandırdığı ve kendisinin de ait olduğu, hem ağaçlarda hem de mağaralarda yaşayan tür; bir de bu insansıların en gelişmişi olan, ateş yakıp ok ve yay kullanan Ateş İnsanları.   Eser 20. yüzyıl başlarında evrim meselesini kamuoyunun gündemine taşımasıyla dikkat çeker. London modern anlatıcısının binlerce asırlık bir mesafeden baktığı ilkel insanın düşünce yapısını düş gücüyle zenginleştirerek aktarır. Uzak atalarımıza ve içinde yaşadıkları, dur durak bilmeyen bir çatışma ve hayatta kalma mücadelesinin süregeldiği gaddar dünyaya ilişkin karanlık bir tablo çizer. 

Kitap Yorumu

Az önceki yazılarda belirttiğim gibi Jack London eserlerinden bir tanesi. Kesinlikle alışa gelmiş bir London kitabı değil. Daha çok maceralarını bize aktaran farklı hikayeler sunan London bu sefer bizlere farklı bir eserle baş başa bırakıyor. Kısacası Evrim.

İlgi çekici bir konusu var ve iyi işlenmiş şaşırtıcı derecede keyifli bir kitap. Kesinlikle kendinize bir şeyler katabileceğiniz iyi kurgulanmış bir kitap.

10)Kızıl Kahkaha – Leonid ANDREYEV

Özet

Andreyev’in Rusya’nın Rus-Japon Savaşı’ndan (1904) ağır bir yenilgiyle çıkmasının ardından kaleme aldığı Kızıl Kahkaha, savaşın akıl almaz mezalimi üzerine yazılmış en sarsıcı metinlerden biridir. Bir Rus subayının Mançurya’daki korkunç taarruz sırasında tuttuğu bölük pörçük günlük, onun ölümünden sonra savaşa katılmayan kardeşi tarafından tamamlanır. Genç subay kendi ordusunun mermilerine hedef olarak bacaklarını yitirmiştir. “Kızıl Kahkaha” onun için yaralı, sakatlanmış, paramparça bedenlerin; “kanla kızıllaşan toprakların” simgesidir: “Dünya çıldırdığında böyle gülmeye başlar.” Savaş alanındaki vahşet, hem sonu gelmeyen yürüyüşün tükettiği askerleri hem de bütün bu acılar karşısında büyük bir acze düşen doktorları delirtmiştir. Subayın kardeşi savaşı dışarıdan izlese de ölümü ve acıyı kanıksayıp duyarsızlaşmış, o da tıpkı subay gibi akıl sağlığını yitirmiştir. Savaş öyle akıl dışı bir hale gelmiştir ki oğlunun korkunç bir ölümle can verdiğini gazetelerde okuyan bir ana, bir ay boyunca ondan mektup alır. Ölülere ölülerden mektup gelir. Kızıl Kahkaha, giderek toplu bir cinnete dönüşen savaşın yol açtığı muazzam yıkımın, altüst ettiği hayatların, insanlıktan çıkıp deliliğe sığınanların trajik öyküsüdür.

Kitap Yorumu

İsmi ile harika örtüşen bir kitap. Kızıl kahkaha, fakat kahkaha sizi güldürmeyecek. Savaşın insanı nasıl delirttiğini okuyacaksınız. O savaş psikolojisini çok iyi yansıttığını düşündüğüm bir kitap. Yazılanların sizleri derinden hissettirdiği bir kitap. Dalıp gitmelere sebep olabilecek trajik bir eser.

2 thoughts on “Modern Klasikler Serisinden 10 Öneri

  • 26/06/2020 tarihinde, saat 21:33
    Permalink

    Stefan Zweig’in eserlerinin tümü harika olsa da bu önerilerin arasına satranç kitabını da sıkıştırmak isterim 🙂

    Yanıtla
    • 26/06/2020 tarihinde, saat 21:34
      Permalink

      Kesinlikle öyle, bizler de hangilerini seçeceğimize karar veremedik.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir