Kimlik

Bölüm-2 PARMAĞINDAKİ GİZEM

Dire derin bir nefes aldı, bu öyle bir nefesti ki geçmiş tüm yılları, yaşanmışlıkları, kısacası hayatını içine çekti. Yüzünü göğe çevirdi. Güneş kirpiklerinin arasından zar zor gözüne ulaşıyordu. Yüzünde şoka girmiş bir ifade vardı. Ne yaşamıştı? Biraz önce gördükleri neydi? Artık elinde balıkta yoktu. Hüzünle karışık gülümsedi. Peki şimdi ne yapmalıydı?

Heyecanla karışık teknesini biraz ötede gördü, son gücüyle o tarafa doğru yüzdü. Bir yandan tekneye çıkmaya çalışıyor bir yandan da hüzünlü gülümsemesine devam ediyordu. O anda bir şey fark etti, resmen etrafı siyah beyaz görüyordu. Ama o anki en son derdi buydu sanırım çünkü hiç aklına takmadı. Tek istediği şey eve geri dönmekti, teknenin küreklerine asılmaya başladı.

O sırada küreğe bir cisim çarptı ve eline baktı. Elindeki bir yüzüktü. Nereden gelmişti bu? Eline nasıl girmişti? Zar zor gördüğü bu yüzük kafasını iyice karıştırdı, bir yandan yüzükten kurtulmaya çalışırken bir yandan ona büyülenmiş gibi bakıyordu. Elinden zar zor çıkarttı, bu şey nasıl girmişti oraya? Kısa bir süre düşündükten sonra yüzüğü henüz kurumamış olan pantolonunun cebine koydu. Çünkü gece çökmek üzereydi ve hâlâ denizdeydi. Kıyıya vardığında gece çökmüştü. Evine doğru koştu kapıyı hızlıca açtı ve kendini yatağa fırlattı. Vücudu yatağa değdiği anda uykuya daldı.

Sabahın erken saatlerinde uyandı, İlk işi tavana bakıp renkleri ayırt edip edemediğini, siyah-beyaz görüp görmediğini anlamaya çalışmak oldu. Şükürler olsun ki eskisi gibi görebiliyordu. Sonraki adım ellerine bakmak oldu ve o anda yine bir şok yaşadı çünkü cebine koyduğu yüzük tekrar elindeydi. Masanın üstünde duran iki parça ekmeği ağzına attıktan sonra koşarak tekneye doğru ilerledi, tekneyi denize doğru itti ve hızlıca açılmaya başladı. Küreklere her asıldığında içinde garip bir hırs, korku ve merak duygusu alevleniyordu.

Sonunda biraz yorulsada denize düştüğü yere ulaşmıştı. İçinde garip bir his vardı bulunduğu yer artık ona yeni duygular hissettiriyordu. Hayatı boyunca hissetmediği duygular…Üstündeki gömleği çıkarttı, derin bir nefes aldı ve denizin içine atladı. Derine daldı, daha da derine. Her hareketinde içine bir ümitsizlik beliriyordu. Gittikçe artan karanlık belirsizliğe dönüşmeye başladı, bu belirsizlik onu durdurmaya yetti. Aynı zamanda nefesi de gittikçe azalmıştı. Dayanamayacağını anlayınca geri dönmek zorunda kaldı. Tekneye vardı, yavaşça tekneye çıktı. Neden böyle bir şey yapmıştı onu buraya getiren şey neydi? Bir an düşündü. İçindeki hisleri anlayamıyordu.O anda parmağındaki yüzük aklına geldi ve iyice sinirlendi bir hışımla yüzünü denize fırlattı, ağlamamak için kendini zor tutuyordu denizin ufuk noktasına baktı ve haykırdı” Bana neler oluyor?”.

Bir anda gökyüzü kararmaya başladı, bulutlar siyahlaştı. Deniz dalgalanmaya başladı. Dire hava daha da kötüleşmeden eve geri dönmesi gerektiğini anladı. Küreklere asılmaya başladı. Bir yandan da gökyüzü gürüldüyor bu senfoniye şimşekler eşlik ediyordu Dire sanki denizin müzikalinin içinde gibiydi .Bu durum onu biraz korkuttu, bir yandan da hoşuna gitmişti aslında. Küreklere daha hızlı asılmaya başladı, biraz sonra kıyıya vardı.

Alelacele evine doğru giderken hava bir anda güzelleşti, sanki doğa ona oyun oynuyordu. İşte şimdi ürkmeye başlamıştı, koşarak eve girdi. Kendini pek rahat olmayan yatağına attı, tam uykuya dalacakken bir şey fark etti, yüzük yine elindeydi.

hasimoto

hasimoto

Mutlu aşk yoktur şiirini bilir misin?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir